Siteyi Giriş Sayfası Yapın Siteyi Sık Kullanılanlar Listenize  Ekleyin Elektronik Posta Yollayın Ziyaretçi Defterine Görüşlerinizi Yazın Her tür TERÖRE HAYIR !

[Giriş Sayfası] [Üniversite Hakkında] [Personel Yapısı] [Kuruluş ve Tarihçe] [Görev Tanımı] [Faaliyet Raporu] [İş İstatistikleri] [Mevzuat] [Kararlar] [Özel Dosyalar] [Soruşturma] [Haber & Duyuru] [Site Kuralları] [Görüşleriniz] [Hukuka Giriş Dersi] [Görevde Yükselme] [Şiirler]



 

[Özel Dosyalar] [İdari Dava Dilekçesi] [Bilgi Edinme Hakkı] [Memur Sendikaları] [İzinli, Raporlu, Görevli İken yapılan Atamada Maaş Ödemesi] [Harcını Yatırmayan Öğrenci] [Disiplin Suç ve Cezaları] [Sicil Raporları Edinme Hakkı] [Yabancı Öğrenci Harçları] [Birim Dışından Müdür Yardımcısı Atama] [20 Günü Aşan Kesintisiz Devamsızlık Durumlarında Uygulanacak Disiplin Cezası] [Kamu Malının Kaybı, Zarar Görmesi]

 

KAMU GÖREVLİLERİ ALEYHİNE DOĞRUDAN TAZMİNAT DAVASI AÇILMASINA İLİŞKİN HUKUKSAL DURUM

 

Av. Murat Fehmi PINAR

Haziran 2008

 

ÖZET:  2709 sayılı Anayasamızın 129/5 maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca, kamu görevlilerinin görevleri esnasında, görevlerini yaparken verdikleri iddia edilen maddi ve manevi zararlardan dolayı,  doğrudan kamu görevlileri aleyhine adli veya idari yargıda dava açılması –mahkeme kararlarının süresi içinde uygulanmaması ile kin, garez husumet duygularıyla ve  hizmetle bağdaştırılamaz ağır kişisel kusurla işlenen eylemler hariç– mümkün olmayıp, idari işlem ve eylemlerden dolayı açılacak tazminat davalarının kural olarak idari yargıda ve idare aleyhine açılması gerekir. 

 

§ 1. MEVZUAT DAYANAKLARI

 

1-) Anayasanın 129/5. maddesi;

 

“Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydı ile ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir.”

 

 

2-) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13. maddesi;

 

“Kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar.”

 

3- 2914 Sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’nun 20. maddesi;

 

“Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanır.”

 

3- 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 62. maddesi;

“Üniversite öğretim elemanları ve üst kuruluşlar ile üniversitelerdeki memur ve diğer görevlilerin özlük hakları için bu kanun, bu kanunda belirtilmeyen hususlar için Üniversite Personel Kanunu, Üniversite Personel Kanununda bulunmayan hususlar için ise genel hükümler uygulanır. “

 

§ 2. İÇTİHAT DAYANAKLARI

A. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ KARARLARI

 

 

1

Dairesi

Karar Yılı

Karar No

Esas Yılı

Esas No

Karar Tarihi

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ

2006

75

2006

26

05/06/2006

 

KARAR METNİ

Kişisel kusuruna dayanılarak kamu görevlisi aleyhine açılan tazminat davasının, özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde çözümlenmesinin gerektiği hk. (7.10.2006 tarih ve 26312 sayılı r.g.'de yayımlanmıştır.) Bş/öek

 

 

2

Dairesi

Karar Yılı

Karar No

Esas Yılı

Esas No

Karar Tarihi

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ

1991

28

1991

28

14/10/1991

 

KARAR METNİ

Kurumlarıyla hizmet ilişkisi içinde bulunan memur ve diğer kamu görevlilerinin resmi sıfat, yetki, görev ve olanaklarından yararlanmak ve onları kullanmak suretiyle ürettikleri hizmet sırasında, işledikleri kusurlardan dolayı, üçüncü kişiler tarafından açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında, husumetin ilgili kuruma yöneltilmesi, bu nedenle de davaya birinci öncelikle idari yargı yerinde bakılmasının gerektiği hk.< (26.11.1991 gün ve 21063 sayılı rg'de yayımlanmıştır.)Bş/se

 

 

 

3

Dairesi

Karar Yılı

Karar No

Esas Yılı

Esas No

Karar Tarihi

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ

1997

15

1997

16

14/04/1997

 

KARAR METNİ

Anayasa'nın 129. Ve 657 sayılı yasanın 13.maddelerine göre, kamu personelinin göreviyle ilgili yetkileri kullanmasından ve resmi sıfatından ayrılamayan kusurundan doğan zararların tazmini istemiyle, kural olarak, idare aleyhine dava açılabileceği; görev kusuru olarak tanımlanan ve idare yönünden hizmet kusuru niteliği taşıyan bu tür sorumluluğun yargısal denetiminin de öncelikle idari yargı yerince yapılması gerektiği hk.<(18.5.1997 gün ve 22993 sayılı rg'de yayımlanmıştır.) (mt/nç)

 

 B. YARGITAY KARARLARI

1-) Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2003/746, K. 2003/5852, T. 5.5.2003;

“Yargı yolu sorunu öncelikle irdelenmelidir. Bu anlamda olmak üzere, Anayasa m. 129/5 ve 657 sayılı Yasa m.13 hükümleri gereğince, kamu görevlilerinin görev sırasında verdikleri zarar nedeniyle, ancak bağlı bulundukları idareye karşı ve idari yargı yerinde dava açılabilir. Diğer yandan, gerçek kişi davalının, kamu görevlisi olduğu çekişmesizdir. Tazminat istemlerine konu olayın, kamu hizmetinin görüldüğü bir sırada ve hizmet ile ilgili bulunduğu da, tartışmasızdır. İdare'nin veya ajanlarının, hizmet kusuru niteliğindeki eylemi sonucu meydana gelen zararlardan dolayı, İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 2/1-b maddesi gereğince İdare'ye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir.

Tüm bu açıklamalar karşısında, davalı idare hakkındaki dava dilekçesinin, yargı yolu bakımından görevsizlik nedeniyle reddi; gerçek kişi davalıya yönelik davanın ise husumet yokluğu nedeniyle reddi yerine, işin esasının çözümlenmesi doğru görülmemiştir.

Görev sorunu, açıkça veya hiç ileri sürülmese de doğrudan dikkate alınır. Mahkemece işin esasının incelenmesi, usul ve yasaya mutlak aykırılık oluşturmaktadır. (HUMK. m.7, m.428/b.2). Kararın, bu nedenle ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın bozulması gerekmiştir.” (Kazancı)

2-) Yargıtay 4. H.D.’nin 7.10.1968 gün ve E. 68/285,K. 68/7368 sayılı kararı;

 

“ İdari görev yapan kimsenin kişisel kusuru ile başkasının zararına yol açtığını ileri sürebilmek için, bu kişinin eyleminin zararlı olduğunu, bile bile yapması, kasten veya kin veya gareze dayanarak meydana getirdiğinin isbatı gerekir. Bu unsurlar isbat edilmediği takdirde görevlinin kişisel kusurundan söz edilemez. Olsa olsa hizmet kusurundan ileri gelen bir zarar söz konusudur ki, bu takdirde çalıştığı kamu idaresi hasım gösterilerek idari yargı yerinde zararın ödetilmesi konusunda dava açılması gerekir(Yönetsel Yargı, Gözübüyük, s.303, 1999 Ankara)

 

3-) Yargıtay 4. H.D.’nin 15.05.1970 gün ve E. 69/5644,K. 68/4549 sayılı kararı;

 

“Kişisel kusura dayanarak tazminat isteyebilmek için idare organı olan gerçek kişinin davalının kin, garez, düşmanlık, kıskançlık, intikam, kişisel çıkar, üste hoş görünme gibi yalnız zarar verecek duygu ve amaçlarla işlem yapması gerekir (Yönetsel Yargı, Gözübüyük, s.303,1999 Ankara)

4-) Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E. 2002/5311, K. 2002/6401 T. 17.9.2002;

“Anayasanın 129/5 maddesinde "Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve Kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir." hükmünün öngörülmüş olmasına, keza 657 sayılı Kanunun 13. maddesi de bu hususu amir olduğundan yetkilerini kullanırken deyiminin; uygulamada görevlerini yaparken biçiminde yorumlanmasına, normlar hiyararşisine göre önce Anayasa ve sonra sırasıyla, Kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerinin uygulanması prensibinin hukukun evrensel kurallarından bulunmasına göre eylem veya işlemin görev kusuru olarak nitelendirilebildiği hallerde, kişisel kusura dayanılarak memur hakkında Adli Yargıda doğrudan doğruya dava açılmayacağından… davalı Nevzat hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesi gereğinin gözetilmemiş olması,” (Kazancı)

5-) Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 1995/8243, K. 1995/9655, T. 5.12.1995

“İdare Mahkemesinin yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarını davalının uygulamadığının mahkemece kabul edilmesi ve bu nedenle onun tazminatla sorumlu tutulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.

Anayasa'nın129. maddesinin beşinci fıkrasında ( Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve Kanunun gösterdiği şekil vs. şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir ) hükmüne yer verilmiştir. 657 Sayılı Kanunun 13. maddesi de aynı niteliktedir.

Doçent olan davacının profesörlüğe yükseltilmesi için Rektörlüğe 21.9.1989 gününden önce verdiği dilekçelere ( Doçentlikte 7 yılını doldurmadığı ve 4 aylık süresi olduğu ) yolunda davalı rektör tarafından cevap verildiği ve davacının dilekçelerinin böylece işleme konulmadığı tartışmasızdır. Davalının bu yoldaki işlemi idare mahkemesince iptal edilmiş bulunmakla da kusurlu davranıştır ve hukuka aykırıdır. İdare Mahkemesi kararında da yazılı olduğu üzere davalı rektörün, davacının başvurusunu yetkili mercie iletmesi ve bu yolda işlem yapması gerekirdi. Ancak davalının bu eylemi, görevden ayrılmayan kişisel kusur oluşturur ve görevden ayrılabilen salt kişisel kusur olarak nitelenemez. Çünkü davalının eylemi profesörlüğe yükselmek için sürenin dolmadığı düşüncesine ( yargısına ) dayanmaktadır. Özel nedenlerle ve davacıyı zararlandırma amacıyla davalının o şekilde işlem yaptığı da iddia ve ispat edilmiş değildir(Kazancı)

 

C. DANIŞTAY KARARLARI

1-) Danıştay 10. Dairenin /2.11.1999 tarihli ve 1999/1746-5376 sayılı kararı;

“Anayasa'nın 125.maddesi son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiş bulunduğundan; 129.maddesinin 5.fıkrasında memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabileceği hükme bağlandığından; 657 sayılı Yasa'nın 13.maddesinde de kişilerin kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı, bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açacakları ve kurumun genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkının saklı olduğu belirtildiğinden ve olayda işkence sonucu ölüm olayı görevli polis memurunun şahsi görevden ayrı kusurundan değil, yukarıda tanımlanan anlamda idareyle bütünleşerek, idarenin verdiği görev, yetki ve olanakları kullanarak hizmet sırasındaki görev kusuru nedeniyle meydana geldiğinden; davalı idarenin ölüm olayının personelin şahsi kusuru nedeniyle meydana geldiği bu nedenle idarelerinin tazmin sorumluluğu bulunmadığı yolundaki iddiasının da dayanağı bulunmamaktadır.” (Danıştay web sitesi)

2-) Danıştay 2. Dairenin 25.02.2005 tarihli ve e:2004/619, k:2005/751 sayılı kararı;

“Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 13. maddesinde de, kamu personelinin görevleri sırasında verdikleri zararlardan doğan sorumlulukları düzenlenmiştir.

Öte yandan bir kamu görevlisinin görev sırasında hizmet araçlarını kullanarak yaptığı eylem ve işlemlere ilişkin kişisel kusurun, kasdi suç niteliği taşısa bile hizmet kusuru oluşturacağı İdare Hukuku'nun bilinen ilkelerindendir.

Olayda, Danıştay 5. Dairesinde görülmekte olan ve davacı aleyhine sonuçlanan E:1997/3073 esasına kayıtlı dava dosyasında, davalı idarece verilen savunma dilekçesinde aynen " soruşturma sonucu her ne kadar ilgili hakkında herhangi bir işleme mahal olmadığı belirtilmekte ise de; Bakanlığımız ana hizmet birimi olan Hizmetiçi Eğitim Dairesi Başkanlığı görevini yürüten bir kişinin hakkında böyle söylentilerin çıkması itibar ve güven duygusunu sarsacağı, eğitim öğretim ve kamu hizmetine zarar vereceği kaçınılmazdır." denilmesinin, davacının onur ve itibarını zedelediği iddiasıyla manevi tazminat istenilmektedir.

Bu durumda idarede görevli kişi ya da kişilerin kusurlu hareketinden ileri geldiği ve bu durumun savunma dilekçesinin mahkemeye sunulması görevinin ifası sırasında gerçekleştiği iddiası karşısında, yukarıda yer alan Anayasa ve Yasa hükümleri ile İdare Hukuku ilkeleri gereği idarenin hizmet kusuru nedeniyle var olan sorumluluğundan hareketle uyuşmazlığın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğinden, İdare Mahkemesinin idari eylem ve işlemden doğmayan zararın idarece ödenmemesi yolundaki kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.” (Danıştay web sitesi)


[Giris] [Giriş Sayfası] [Üniversite Hakkında] [Personel Yapısı] [Kuruluş ve Tarihçe] [Görev Tanımı] [Faaliyet Raporu] [İş İstatistikleri] [Mevzuat] [Kararlar] [Özel Dosyalar] [Soruşturma] [Haber & Duyuru] [Site Kuralları] [Görüşleriniz] [Hukuka Giriş Dersi] [Görevde Yükselme] [Şiirler]
 
Güncelleme : 07.12.2010 12:22
Webmaster- Tasarım ve İçerik - Av. Murat Fehmi PINAR © 2001-2010
Bolu, Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Gölköy Yerleşkesi,  Rektörlük Binası, 2. kat; Tel:0 374 253 46 52; Faks:  0 374 253 49 63
 Bu sitenin tüm hakları saklıdır. Lütfen Site kullanım kurallarına uygun davranınız.